2 Ekim 2012 Salı

2023 Vizyonunda Adalet Akıncısı Anadolu



2023 Vizyonunda Adalet Akıncısı Anadolu
1963 Amerikasında, Özgürlük ve Eşitlik için düzenlenen yürüyüşte, “I have a dream / Bir Hayalim Var!” diyerek sözlerine başlamıştı, Martin Luther King.  Tarihe geçen o konuşma Birlesik Devletler´in Ayrimciliga karsi mücadelesinde ilham kaynağı olarak ele alındı. Ve bugün Obama Afro-Amerika kökenleriyle “Amerikan Başkanı” Sıfatıyla Birlesik Devletler´i yönetiyor. Biz ise “Bir Hedefimiz Var” diyerek yollara düşüyoruz, hayalden öte, hedeften bahsediyoruz. Gün gelecek, Türkiye lider ülke olacak, gün gelecek Türkiye tam anlamıyla şahlanarak, adalet ve mutluluk için 1000 yıl boyunca attığı tohumları sulamak için diyar diyar gezecek yeryüzünü köşe bucak.  Adı; 2023 hedefimiz ama bu kimliğin bir de ayrıntıları var.
Bir hedefimz var; Ekonomik Kalkınmanın Adil Dağıtımla pekiştirilerek toplumsal kalkınmanın Bireysel Kalkınma özeline indirebileceğimiz bir ekonomi sistemini aşina hale getirmek. Özel mülkiyet gibi kutsal bir hakkın yanında alın teri kadar değerli göstergeyle özdeşleştirilerek, işveren-işçi kaynaşmasının sağlanması hususunda teorik ve pratik çözümlerin tam olarak oturması ile bireylerin ekonomideki kutsallarını koruduğumuz bir Türkiye hedefimiz var. Daha dün IMF’den kredi almak için kırk dereden su getirdiğimiz günden 10 senede IMF başkanlığı için bir vatandaşımızın adının geçtiği Türkiye’de bu hedefler çok kolay ulaşacak hedefler olsa gerek.

2023 hedefi doğrultusunda, Dem-arşi’den, Demokrasi’ye geçiş yaptığımız 2002-2011 arasindaki Demokratiklesme Adimları bizim için büyük bir ilham kaynağıdır. Geçmiş dönemde ülkemizde bireylerin vatandaş sıfatıyla yönetime iştirakinin sağlanamadıgini ve tam aksine, ben bilmem beyim bilir dercesine Statükocu Zihniyetin “siz bilmezsiniz biz biliriz” zihniyetiyle hareket ettiği dönemleri yaşamıştık. Günümüz demokratikleşme sürecinin  tam olarak yönetim sistemine oturtularak, vatandaşlık tanımımızın aktif vatandaşlık ile pekiştirildiği bir sistem oturmak asıl konumuzdur. Bu sayede siyasal sürece katılma, sadece oy vermekten ibaret olmadığı, milletin ülke yönetiminde tam yetkili bir genel kurul haline gelmesini sağlamak öncelikli hedef olmalidir.

Devletin varlığının ana sebebi olan adaletin hızlı ve hakça işlemesini sağlamak ise her şeyden önde olmalıdır. Çünkü adalet, devlet yönetiminin magma tabakasıdır. Geri kalan her şey onun üstüne tabaka oluşturarak devlet yönetim sistemini oluşturur. O suretle  adalet-merhamet ayrımını yaparak, devlet faziletini de ilke edinerek, adalet sisteminin hakça ve hızlıca işlemesini hedef etmek en başta gelmektedir. Bu konuda kendimize düstur tayin edeceğimiz muhteşem bir hadis-i şerifi paylaşmak istiyorum; “Bir saat adaletle hükmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hayırlıdır.” 

Adalet temelinin sağlam atılması ile aklıma gelen bir diğer kavram ise özgürlüktür.2023 Hedefimizin bir diğer ayrıntısı ise; özgürlük olmalıdır. Ecdadımızdan bize yadigar kalan, Şeyh Edebali’nin muhteşem sözü şöyle; “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!”  İşte tam bu nokta-i nazardan baktığımızda, insanların mutluluğunun temelinde özgürlüklerinin olduğunu bilmemiz gerekiyor. O sebeple insanları yaşatmanın özünde de insanları mutlu etmenin olduğunu da hepimiz biliyoruz. Düşünce suçu diye bir beladan yakınıp, başörtüsünün özgürlük olmadığını iddia etmek tam anlamıyla samimiyetsizliktirToplum icerisindeki farkli gruplar ve siniflar Rejimin 100 yila yakindir yarattigi magduriyetleri birbiriyle paylasmalidir. Paylasilan Acilarin anlamlandigini unutmadan,ortaklastirdigimiz acilarimizi nihayete erdirmek durumundayiz. O suretle özgürlük hususunda samimi olarak insanların mutluluğunu sağlamanın ve sağlanan bu mutluluğun lider ülke Türkiye’yi oluşturmakta mihenk taşıolacağını geçmişimiz bize kanıtlıyor. Özgürlüğün ve hoşgörünün muhteşem hamuruyla yoğrulan bu coğrafyada bu hedefimizin yerine geleceğinden hiç şüphemiz yoktur.

Tüm bunların yanı sıra içeride yüzü gülen, dünya özgürlüğünün ve adaletinin akıncısı olan milletimizin Lider Türkiye’yi oluşturmak hususundaki dış politika hedefimiz ne olmalıdır. Kısa bir anekdot anlatarak konuya giriş yapmak istiyorum. Almanya’da öğrenci değişim programı Erasmus  ile eğitim gören Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi  arkadaşımın gecenlerde bana aktardıgi  olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Arkadaşımız geçenlerde Bölgeselleşme & Küreselleşme dersine giriyor.  Ders başladıktan biraz sonra Ortadogu´da & Kuzey Afrika´daki Sosyal Dönüşümler tartışılmaya başlıyor. O sırada arkadaşim yorumlarını aktarırken,bu ülkelerin kendi ülkesinin komşusu olduğunu, bu yüzden ilgili ülkelerin Sosyal Yapilarıyla ilgili olduğunu söylüyor. Alman profesör arkadaşıma dönerek; “Sen Türkiyeli  misin?” Diyor. Arkadaşım da “Evet” diyerek cevap veriyor. Alman profesör dersi bırakarak, “Siz, Kemal Bey; bugün bize Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu ve ülkenize cizdigi yeni vizyonu arkadaşlarınızla paylaşır mısınız?” diyor. 

Dünya siyasal ve ekonomik sistemindeki yerini bildiğimiz Almanya’nın üniversitesinde Türkiye’nin Dışişleri Bakanı’nın anlatılması bir profesör tarafından isteniyor. Elbette ki geçmişte Dünya liderliği yapan Anadolu coğrafyasının milletine bu gibi olaylar  yetmez ama son 10 yılın öncesi Türkiye siyasetine baktığımızda aştığımız yolunda hakkını vermek icin önemli bir Referans Noktasi kanımca.
Bu kısa anekdot sonrasında 2023 hedefimiz bağlantısında, dış politikamızın da hedefini koymakta yarar var. 2023 Türkiye’sinin Dış politikası; öncelikle geçmiş dönemdeki gibi hükümet politikaları yerine, devlet politikası ile ilerleyen bir sistem içerisinde olmalıdır. Dış politikamız; dünyanın sorunları yerinde bir şekilde yorumlayarak, sivil toplum, iş dünyası ve medya gibi toplumun farklı kesimleri ile istişareler yaparak  genel kabul gören ve tabana yayılan bir politika oluşturabilen bir sistem içerisinde olmalıdır. Tüm bunların yanı sıra; millete yayılmadan sorunlarının çözümün yanı sıra, dışa karşı; çatışmanda ziyade uzun vadeli işbirliğini teşvik eden, farklı coğrafi bölgelerde farklı enstrümanları kullanabilen,  hard power-soft power’ı beraber ve ayrı ayrı kullanabilen yani; bir yandan uçak gemisiyle Lübnan’da kargaşayı engelleme çalışması yaparken, bir yanda Sri Lanka’da toplumlar arası görüşmeyi sürdürebilen, bir yanda da Kanada’da çıkan eylemlerde arabulucu olabilen bir dış politika sistemimiz olmalıdır. Küreselleşmenin getirdiği yeni sistemde çok büyük bir köy haline gelen dünyanın yönetiminde söz sahibi olmak bizler için asla ve asla hayal değildir.
Sonuç olarak; millet olarak geçmişten aldığımız feyz ile günümüzün ve geleceğin gereklerini yerine getirerek tekrar bir adalet akıncısı olarak dünya sisteminin başında olmamız içten bile değildir. Bu şevk bu coğrafyaya yoğrulmuştur. Bir hedefimiz var, cehalet ve çatışma ile savaşan, adalet ve özgürlükte yarışan muhteşem Türkiye’yi oluşturmak. Unutmayın; büyük hedefleri olanlar, hedeflerine ulaşmazlar o hedefi aşarlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder